Anasayfa / Görsel Sanatlar / İllüstrasyon / Zıtlık ve Birliğin Felsefesini İllüstrasyonlar ile Anlatan Moko’dan 20+ Çalışma
Zıtlık ve Birliğin Felsefesini İllüstrasyonlar ile Anlatan Moko'dan 20+ Çalışma Sanatlı Bi Blog 24

Zıtlık ve Birliğin Felsefesini İllüstrasyonlar ile Anlatan Moko’dan 20+ Çalışma

Siyah beyaz illüstrasyonlar ile hüznün hayat genelindeki tanımını yapan çizer Moko‘dan muhteşem bir seri ile karşınızdayız. Özellikle uzayın sonsuzluğunu beden ile beraber kullanan Moko, renklere yüklediği anlam ile zıtlık diyarını anlatıyor.

Zıtlığın hayatın temel taşı olduğu her öğretinin felsefesini alan bu çizimler kutuplaşma ve birliğin tasviri. Biraz daha derinlere inersek; Rüdiger Dahlke ve Thorwald Dethlefsen‘nin yazdığı Hastalık İyileşmeye Giden Yoldur kitabında bahsettiği üzere:

İnsanoğlu ben dediği zaman, ben olmayan, yani sen olarak algıladığı her şeyle kendi arasına bir sınır çeker ve böylece kutuplaşma­nın yani zıtlığın mahkumu olur. Ben olmak kişiyi: ben ve sen, iç ve dış , kadın ve erkek, iyi ve kötü, doğru ve yanlış, gerçek ve hayal gibi kavramlarla ayrılmış zıtlık dünyasına bağımlı kılar.

Yani Bilincimiz her şeyi zıt kutuplara ayırır. Bu zıtlıklar bize meydan okuduğunda ise, varlığımız bunu bir çatışma ola­rak yaşar. Zıtlıklar, bizi, farkları ayrıştırmaya, sonra da bir ka­rar vermeye zorlar. Zihnimizin bütün yaptığı, gerçekliği analiz ederek küçük parçalara ayırmak ve bu parçaları birbirinden ayrıştır­maktır. Böylece bir şeye evet derken aynı anda bunun zıt kutbuna hayır demiş oluruz.

Ama unutulmamalıdır ki:

İnsanın algıladığı kutuplaşmanın arkasında, “birlik” vardır. Bu birlik, o her şeyi kapsayan ve içinde zıt kutupların henüz ayrışmamış halde var olduğu “bir” dir.

Hepimiz kutuplaşmış bir bilince sahibiz. Bu bilinç, dünyamızın bize kutupsal görünmesini sağlar. Oy­sa, kutupsal olanın dünyamız değil, dünyayı algılamamızı sağlayan bilincimiz olduğunu anlamak çok önemlidir. Kutup­laşma kanunlarını somut bir örnekle ele alırsak: insana ku­tuplaşmanın temel öğrenimini veren nefes konusunu incele­yebiliriz. Nefes alma ve nefes verme hareketleri, sürekli yer değiştirerek bir ritim oluşturur. Ritim ise, iki zıt kutbun sürek­li yer değiştirmesinden başka bir şey değildir. Ritim, tüm ha­yatın temel modelidir. 

Fizik bilimi de “gördüğümüz her şeyin titreşimlerden oluştuğunu” ifade ederken, bunu anlatmaya çalışmaktadır. Eğer ritme bir zarar verirsek, hayata da zarar veririz, çünkü hayat ritimdir. Eğer nefes vermezsek tekrar ne­fes alamayız. Nefes alma, zıt kutbu olan nefes verme olmaksı­zın varlığını sürdüremez. Bir kutbu yok edersek, diğeri de yok olur. Elektrik akımı da iki zıt kutup arasındaki gerilimden olu­şur. Bir kutbu alırsak, elektrik akımı tümüyle yok olur.

Bu ritim bilinç tarafından önce ve sonra kavramları ile ayrılarak zamanı oluşturur. Bilincimizin yarattığı kutuplaşma arka arkaya görebileceği iki görüntü şeklinde doğar. Kutuplaşma, sade­ce yüzeysel bakanlar ve karşılıklı birbirini dışlayan zıtlıklar ola­rak görünür. Daha yakın bakabilenler, kutuplaşmaların birlik­te bir bütün oluşturduğunu ve varlıklarının birbirine bağımlı olduğunu görürler.

Yine bilimden örnek verecek olursak, ilk kez, ışığın araştırılmasında bu te­mel bilgiyi öğrenmiştir.

Işığın doğasına ilişkin ileri sürülen iki tane farklı ve birbiriyle çatışan düşünce bulunuyordu: Biri dalga kuramı, diğeri parçacık kuramı. Bu iki kuram görünürde birbirini dışlamaktadır. Yani, eğer ışık, dalgalardan oluşuyorsa, parçacıklardan oluş­ması düşünülemez veya tersi gibi. Yani ya “o” ya da “bu” .

Bugüne dek geçen zamanda, ya “o” ya da “bu” zorlamasının hatalı bir sorgulama şekli olduğu anlaşıldı. Çünkü ışık, parçacık olduğu gibi aynı zamanda bir dalgadır da. Hatta bu cümleyi tersine de çevirebiliriz; ışık ne dalga, ne de parçacıktır. Işık, kendi bir­liği içindeki ışıktır ve kutuplara ayrılmış olan insan bilinci, onu bu haliyle algılayamaz ve öğrenemez. Bir insan, ışığa ne­reden bakarsa baksın, ışık ona belli bir anda dalga, diğer bir anda parçacık olarak görünür.

Kutuplaşma, bir tarafında “giriş”, diğer tarafında “çıkış” yazı­sı asılı bir kapı gibidir. O her zaman aynı ve tek olan kapıdır ama ona hangi taraftan yaklaşırsak, varlığının o taraftaki gö­rüntüsünü fark ederiz. İşte bu, “birliği farklı görüntülere ayı­rıp, sonra ancak sırayla bunları gözlemleyebildiğimiz” gerçe­ğinden zaman ortaya çıkar. Nasıl kutuplaşmanın arkasında birlik varsa, zamanın arkasında da sonsuzluk vardır. Metafi­zik anlamda sonsuzluk, zamansızlık demektir ve yanlış anlaşıldığı şekliyle, uzun ve hiç bitmeyen bir zaman süreci değildir.

Sonuç olarak

İnsanoğlu bilinç ve algı dünyası ile yarattığı zıtlık içerisinde bir taraf olmayı benimser. Taraf olduğu yerin karşısında kalan alanın, düşüncenin veya davranışın kaybolacağı fikri ile hareket ederek geçmişine döner. Bu bir nevi çocukların yüzünü sakladığında kaybolacağını düşünmesi gibidir.

Unutulmamalıdır reddettiğimiz oradadır ve mutlaka bizi bulacaktır.

Uzun bir derleme olsa da zıtlığın hayatımızdaki yeri ve olmamız gereken yeri tasvir eden bu yazıyı illüstrasyonlarla harmanlamak istedik. Moko’dan seyir zevki yüksek çalışmalar aşağıda. Güzel ve ilham verici seyirler olması dileğiyle.

Bağlantılar: Instagram

Başka başka

Aşkın Acısını Anlatan 15+ Siyah Beyaz İllüstrasyon: Morning Cha Sanatlı Bi Blog 19

Aşkın Acısını Anlatan 15+ Siyah Beyaz İllüstrasyon: Morning Cha

Çizdiği siyah beyaz illüstrasyonlarla aşkın acısını gün yüzüne çıkartan Morning Cha‘nın arşivinden derlediklerimiz var bu …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.