Anasayfa / Edebiyat / Şiirsel / Aşkı, Sevgiliyi ve Yok Oluşu Anlatan 15 Şiir ve Pedro Tapa’dan Kadınsal İllüstrasyon Serisi
Aşkı, Sevgiliyi ve Yok Oluşu Anlatan 15 Şiir ve Pedro Tapa'dan Kadınsal İllüstrasyon Serisi Sanatlı Bi Blog 36

Aşkı, Sevgiliyi ve Yok Oluşu Anlatan 15 Şiir ve Pedro Tapa’dan Kadınsal İllüstrasyon Serisi

Yaptığı kadın ve çiçek illüstrasyonları ile gönüllerde taht kuran sanatçı Pedro Tapa‘nın sanat eserlerini; aşkı, sevgiyi ve yok oluşu anlatan 15 şiir ile harmanlayalım dedik.

Dizelerin hayal dünyasında oluşturduğu görselliği, illüstrasyonlar ile betimleyen sanatçı Pedro Tapa çiçek ve kadını aynı karede resmederek muhteşem işlere imza atmış. Özellikle siyah beyaz illüstrasyonlarında yakaladığı derinlik ve kadın portreleri ile “kadın bir çiçektir” söylemini doğrulayan sanatçı; çoğu illüstrasyonunda Cemal Süreya‘nın Balzamin şiirini anımsatıyor.

Oluşturduğumuz kadınsal illüstrasyonlar ve Ali Lidar, İbrahim Tenekeci, Cemal Süreya, Özdemir Asaf, Şükrü Erbaş ve Murathan Mungan gibi önemli şairlerden; aşkı, yok oluşu ve sevgiliyi betimleyen şiirler var. Çok da lafı uzatmadan şiirsel illüstrasyonlar ve şiirlerin hazzına geçelim. Güzel seyirler 🙂

#1 Güzelleme – Cemal Süreya

Bak bunlar ellerin senin bunlar ayakların
Bunlar o kadar güzel ki artık o kadar olur
Bunlar da saçların işte akşamdan çözülü
Bak bu sensin çocuğum enine boyuna
Bu da yatak olduğuna göre altımızdaki
Sabahlara kadar koynumda yatmışsın
Bak bende yalan yok vallahi billahi
Sen o kadar güzelsin ki artık o kadar olur

İşe bak sen gözlerin de burda
Gözlerinin ucu da burda yaşamaya alışık
İyi ki burda yoksa ben ne yapardım
Bak çocuğum kolların işte çıplak işte
Bak gizlisi saklısı kalmadı günümüzün
Gözlerin sabahın sekizinde bana açık
Ne günah işlediysek yarı yarıya

Sen asıl bunlara bak bunlar dudakların
Bunların konuşması olur öpülmesi olur
Seni usulca öpmüştüm ilk öptüğümde
Vapurdaydık vapur kıyıya gidiyordu
Üç kulaç öteden İstanbul gidiyordu
Uzanmış seni usulca öpmüştüm
Hemen yanımızdan balıklar gidiyordu.

#2 Tesirsiz Parçalar 326 – Ali Lidar

Biliyor musun güzel olmadığını söylediğin anlarda güzelsin en çok
Bir şiir dizesi gibi, dikkatli bakıldığında daha iyi anlaşılan…
Bazı insanlar ne yaparlarsa yapsınlar çirkinleşemezler çünkü.
Şey gibi..
Kelebek…

#3 Tentation – Özdemi Asaf

Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç
Sana diyeceklerim söylemekle bitmez.
Yıllardır yaşamımdan çaldığım zamanlar
Adına düğümlendi.

Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç,
Başka şehirleri özleyelim orada seninle.
Bu evler, bu sokaklar, bu meydanlar
İkimize yetmez.

#4 Bir Çiçek – Cemal Süreya

Bir çiçek duruyordu, orda, bir yerde,
Bir yalnışı düzeltircesine açmış;
Gelmiş ta ağzımın kenarında
Konuşur durur.

Bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda,
Güverteleri uçtan uca orman;
Aldım çiçeğimi şurama bastım,
Bastım ki yalnızlığımmış.

Bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

#5 Seni Korumak İçin – Şükrü Erbaş

Seni hiçbir dünya telaşına değişmedim ben…

Evlerin ve kalabalığın ağırlığını sana üstün tutmadım… Yoksulluğun acısından hafif bilmedim acını…

Yenilen herkesin boğuntusuydu kaybolduğum uzaklık, yüzün her bulutlandığında… Nereye gidersem gideyim seni yürüdüm hep… Sevincini bir barış, bir bayram sabahı gibi taşıdım içimde… Sesine güvendim, gözlerine en çok yakışan o sürekli yaz ikindisine… Gökkuşağının altından geçen çocukların şımarıklığıydı, kaküllerini her araladığımda gövdemdeki ürperti…

Ağzımdaki meneviş sendin insanlara şiirler okurken… Bütün öksüzlerin kederiyle baktım yüzüne, ne zaman geleceği düşündüysem… Bir haksızlığı haykıran herkese senin soluğunu verdim… Bütün hapislerin penceresi yaptım seni… Sonra tuttum kenar mahallelerin yalnızlığını gösterdim, bir özür, bir bağışlanma umuduyla…

Kirpiklerinin ömrüme açtığı yolda yaptım bütün kavgalarımı… Söze inandım, gövdene ondan çok… Dönüp dönüp sana geldikçe anladım özgürlüğün aşk olduğunu… Alışkanlıklara yenilmedim ben, seni bir alışkanlığa dönüştürmek istemedim yalnızca…

Çocuklar dünya karşısında yenik büyüyordu… Babalarından başka doğru bilmeden yaşlanıyordu erkekler… Çarşılar evleri çoktan teslim almıştı… Kızlar şarkısını kimseye söyleyemiyordu… Sokaklardan esen güneş değil, geri çekilme duygusuydu… Annelerin sütünde ışık yoktu…

Kaba adamların kalın sesi örtmüştü ülkeyi… Güzellik, insanların gelecek düşlerinden çoktan çıkmıştı… Kimsenin ortak türküsü yoktu ve kimse türküsünü bir başına söyleyemiyordu… Bir yere gitmeden, gelecek birisini bekliyordu herkes…

Koro halinde susuluyordu ve yalnızca yüksek sesle konuşanlara inanır olmuştu insanlar… İncelik yalnızlığa dönüşe dönüşe bitmişti… Şiddetin coğrafyasında elbette gökyüzü bir lükstü ve ancak yağmur yağınca anımsanıyordu…

Gittiği en büyük uzaklık evinden işi olanlara, ne aşk, ne özgürlük, ne barış anlatılabilirdi… Seni korumak için karşı durdum tüm bunlara… Dünyayı senden geçirerek sevdim… Geri çekilmem yakışmazdı seni sevmeme…

Günlerdir yoksun… Öfkeni bile özledim… Nasıl bir uzaklıktan geleceksin bilemiyorum… Ayrılıktan medet umar oldum… Kaşlarının işaret ettiği yerde duracağım… Kararan gümüşler gibi duracağım… Bir ülkenin acılarına tutunarak özür dileyeceğim…

Işıklı bir korunak arayacağım sesinin kıvrımlarında… ’Gelmen iyiliktir’ diyeceğim… Yüreğimden başka yanıtım olmayacak… Bir sorudan bir soruya vuracağım seni yine… Dünyanın bütün yağmurları yağacak iki söz arasında… Ellerimi geçmişe mi geleceğe mi koyacağımı şaşıracağım…

Küller altındaki köz için bir yudum soluk isteyeceğim… ’Aşk iki kişiliktir’ sözünü düşüneceğim uzun uzun… Kalkıp pencereden hayata bakacağım… Alnından öptüğüm yerde ülkemsin, ağzından öptüğüm yerde kadınım, diyeceğim… Bir gülüşünle çıkıp caddeleri dolduracağım…

Ömrümden öteye taşıdığım çocuk… Ya sen bu ülkede doğmasaydın, ya ben aşkı herkes gibi bilseydim…

#6 Yalnız Bir Opera – Cemal Süreya


Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca
Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
Ne kalacak bizden?
bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim su kırık dökük şiirim
Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
Bizden diyorum, ikimizden
Ne kalacak?

Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları
gibiyiz. Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada bir
şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilemeyen çocuklar gibi.
Artık hiçbir duygusunu anlamayan çocuklar gibi
Ve elbet biz de bu aşkla büyüyecek
Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz

kış başlıyor sevgilim
hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor
bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan
oysa yapacak ne çok şey vardı

#7 Günlerden – Edip Cansever


Soruyorsun birde
Gülüyorsun,gül ya,neden gülmeyeceksin
Ağlayacaksan ağla işte
Bir gülüp bir ağlayacakken böyle sen
Soyulmuş bir dilim ayva yetişiyor gözlerime
Kaynamış suda pembeleşirken
Kederlerde bütün yüzler birleşir
Ve unutma gereklidir
Bir başka bakışında da gökyüzleri vardır,düz
Kuş sürüleri vardır eğri
Bir sana bir ayak bileklerine bakanların dünyasıda vardır ki
İster kıyıları çekine çekine döven sulara benzet
İster ağır ağır yanan yaprak kümelerine
Anlıyormusun
Anlıyorsun elbette
Ne yaparsan yap yürürlüktedir yetinmezlik.

Maviyi soruyordun,gözlerimden yüzüme yayılan maviyi mi
Bir renk değildir mavi huydur bende
Ve benim yetinmezliğimdir
Ve herkesin yetinmezliğidir belki
Denecektir ki bir süre
Ve denecektir
Bir akşam üstünü düşünmek bir akşam üstünü düşünmekten
Başka nedir ki

#8 Metin Eloğlu

insan kendini pek ödeyemiyor
sen dur bende var

#9 Yılmaz Güney

Sana herkes bakar da
Benim gibi sever mi?

#10 Bir Mevsim Yok Anne Gibi – Birhan Keskin


ırmak akar tekrar yatağından
dağ yerinden doğrulur
uzaklığım biter
gölgem yanıma düşer belki yeniden

#11 Güzelleme – Necip Fazıl Kısakürek

Bir bekleyenin olmalı,
Sen kendinden vazgeçsen de,
Senden vazgeçmeyen.

#12 İbrahim Tenekeci

Sen böyle güzelken bana söz düşmez.
Bakma, şiirler yazdığıma.

#13 Akarsuya Bırakılan Mektup – Hasan Hüseyin Korkmazgil

gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
ağaçlar bükmesinler n’olursun boyunlarını
neden akşam oluyorum tren kalkınca
kırlangıçlar birdenbire çekip gidince
mendiller sallanınca neden tıkanıyorum
öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki
az önceki çiçekler nasıl da diken diken

gitme, sonbahar oluyorum
sonrası hiç o sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik bitti
o elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti
artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz
günler devlet alacağı, yıllar bir kadehcik buzlu rakı
oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı
kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı
nerde şimdi nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç

#14 Cam ile Taş – Şükrü Erbaş

Gözlerinle dilin arasında gerili uçurumu seviyorum
Kekeme özgürlüğünü seviyorum
Susuşundaki hıncı seviyorum
Kalbinde ürperen kışı seviyorum

Ellerindeki bilge zamanı
Denizi yağmurdan korumaya çalışan
Çocukluğunu seviyorum

Alnın masamızda dört mevsime ufuk
Dudaklarında titreyen zamanı seviyorum

Yürüyorsun ya
Kalabalık bir daha dönüp bakıyor kendine
Boyunda çiçeklenen yedi rengi seviyorum

Her damlası ayrı bir hayat;ne bilsin gözüne düşmeyen
Gözlerindeki yaşı seviyorum

Beni uzaklaştırmaya çalışırken aklından geçenleri seviyorum

Kalbinden gövdene yürüyen utangaç karıncayı seviyorum

Ses nasıl menevişleniyor susunca ağzında
Ağzından gelecek her sevinci,azabı seviyorum

Gece ışıklarından topladığın o evler esrarını seviyorum

Susmanın da bir dili var elbet
Teri yastığına sızan rüyanı seviyorum
Uyandığın sabahlarda başka bağım yok dünyayla
Odalara ömür veren gövdeni seviyorum

Yürümediğin sokaklar nasıl da göz göz
Bekleyişteki o mucizeyi seviyorum

Serçe parmağındaki lekedir yerim
Kalabalığın uyumuna inat
Hayalin gerçeğe değdiği yeri seviyorum

Ölümdür en büyük zaman
Bilmez takvim gezenler
Bir iç çekişte yanan hayatı seviyorum

Bizden büyük tanrısı yok yalnızlığın
Getirdiğin hevesi,götürdüğün inkarı seviyorum

Evlerdesin
Dışarılar hüzün
Eşyalar ayakta
Senden ayrılanı seviyorum
Sana kavuşanı seviyorum

Uzun cümlelerle konuşuyor kalabalık
Bir sözcüğe sığdırdığın dünyayı seviyorum

O gölgenin taş dibinde bir çürüme bilinci
Hükmün yok bahçende diyorum
Üstüme elediğin şefkati seviyorum

Dişlerimin arasında bir İshak Kuşu
Eğiyorum ya başımı
Çaresizliğime tuttuğun aynayı seviyorum

Bir gün bir kötü haber birimizden
Kalanın diline gelecek ilk sözü
Arayacağı ilk insanı
İlk gece yapacağı her şeyi seviyorum

#15 Balzamin – Cemal Süreya

Sen el kadar bir kadınsındır
Sabahlara kadar beyaz ve kirpikli
Bazı ağaçlara kapı komşu
Bazı çiçeklerin andırdığı
İş bu kadarla bitse iyi
Bir insan edinmişsindir kendine
Bir şarkı edinmişsindir, bir umut
Güzelsindir de oldukça, çocuksundur da
Saçlarınla beraber penceredeyken
Besbelli arandığından haberli
Gemiler eskirken, deniz eskirken limanda
Sevgili

Ayrıca bu içeriği beğendiyseniz Sevgiliyi Özel Hissetirecek 7 Kült Şiir haberine de göz atabilirsiniz.

Bağlantılar: Instagram

loading...

Başka başka

İllüstrasyonları ile Teknoloji Aşk ve Savaşı Anlatan Çizer Kevin Lau'dan 25+ Eser Sanatlı Bi Blog 64

İllüstrasyonları ile Teknoloji Aşk ve Savaşı Anlatan Çizer Kevin Lau’dan 25+ Eser

Bugün uzun bir illüstrasyon serisinin anlatmak istediklerini inceleyeceğiz. Aşk, savaş, sosyal medya, teknolojinin gündelik hayata …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.